Blog'da Neler Var Peki?

25 Kasım 2017 Cumartesi

Kitap Alışveriş Siteleri Serzenişi

Selam gençler. Selam mı? 1,5 yıl sonra ne selamı? diyebilirsiniz belki. Yani, bahane uydurmalık bir şey yok, çok üstüne düşmeyi düşünmüyordum blog’un da açarken, canım istedikçe alışveriş, manga, anime, kitap yorumu karalamak istemiştim sadece. İşler planlandığı gitmeyince –hayatım hakikaten oldukça yoğun bir süredir- düşündüğümün onda biri kadar ilgilenemedim blog ile. Gerçi okuduğum kitapların yorumlarını- evet bir süredir slump’taydım aslında da geri dönüş yaptığım söylenebilir- Gd’de giriyorum. Eh, belki bu yazı vesile olur dönmeme. :D Vizeler de geçti hazır, hani güzel olurdu. :D Gerçi bu yazıya başladığımda vize haftamın başıydı, düşünün, başladığım yazıyı bile yeni tamamlayıp veriyorum. Hatta yazıyı bitirdikten sonra da vermeyi unutmuşum. Çok ilgiliyim.

Diyeceksiniz ki bu kadar zaman sonra nereden çıktı yazı yazmak? Yaptığım bir kitap alışverişinin kargosu geldi, ama keşke böyle geleceğine gelmez olsaydı dedim. Haliyle uzun zamandır internet kitapçılarıyla olan sıkıntılarımı biraz yazıp iç dökeyim, bir yerlere ulaşırım dedim. :P :D

2014’ten beri internet üzerinden kitap alışverişi yaparım. Annem en başından beri karşıdır, ama yine de alıyorum, özellikle son dönemde dolarla birlikte kitap fiyatları uçmuş durumdayken almamam mümkün değil hatta.

Pahalılaşma da insanları biraz daha internet alışverişe yönlendirdi tabii. Özellikle sık aldığımız şeyler olunca kitaplar, herkesin bir yerden ekonomi yapması gerekiyor. Artık her sitenin oldukça fazla müşterisi olduğunu düşünüyorum. Yine de bunlar özensiz hizmetleri haklı çıkarmıyor. Veli nimete böyle mi yapılır?

Asıl sinir olduğum da şu; mevzu bahis siteden (yazının ilerisinde isim vereceğim) ilk kez alışveriş yapıyordum, ilk izlenim önemlidir, değil mi? Yani müşteri memnun kalırsa siteyi sürekli kullanmayı düşünebilir sonuçta. Ama 3 parça aldığım şeyde, yırtık kapak mı dersiniz, nemde kalmış gibi böyle kararmalar mı dersiniz, ne ararsanız vardı. Açıkçası canım oldukça sıkıldı ve olay olduğunda oldukça sinirliydim (bu olaya neredeyse 3-4 hafta oldu bu arada).

3-4 senedir alışveriş yaptığımı söylemiştim. Şimdi, şimdiye kadarki alışveriş deneyimlerimden bahsedeceğim. Bu kısım uzayabilir de, direkt site site ayıracağım için yazının ilgilendiğiniz kısımlarını okuyabilirsiniz.

D&R: Dr benim ilk internet kitapçım. 2014’te daha kredi kartı kullanma konusunda sıkıntı yaparken, banka kartı kısımlarından alışveriş yapmıştım. Baktım şimdi, buradan 4 kez sipariş vermişim, en sonuncusu 2,5 yıl önce. Paketlemelerini filan sevmemiştim sanırım, yani pek memnun kalmamıştım. Aslında bakarsanız tam hatırlamıyorum. :D Hala banka kartı tarzı şeyler geçerli mi veya özen durumları nedir ne değildir bilmiyorum, dediğim gibi uzun zaman önce burayı bıraktım ve dönmem galiba. Güncel bilgisi olanlar yorum bırakınız. :D

Arkadas.com.tr: Arkadaş’ı Ankaralı olanlar daha iyi bilir. Ankara merkezli Arkadaş Yayıncılık’ın kendi sitesi. Mağazalarının Ankara’daki en güzel kitapçılardan olduğunu söylersem abartmış olmam galiba. Site de oldukça iyidir. 2015 ve 2016’nın başlarına kadar sık kullansam da, artık o kadar yoğun kullanmıyorum. Çünkü Akılçelen mangaları alıyordum, ama o kadar pahalılaştılar ki, yeni yayınları alamıyorum bile. One Punch Man, Gantz, Owari no Seraph mesela. Geçenlerde sağ olsunlar bir indirim yaptılar da FMA’da eksiklerimi tamamlayabildim. :D Neyse, bu serilerin de aceleleri yok zaten. :D

10 siparişimin sadece birinde bir sıkıntı olduğunu hatırlıyorum, ki o da basımın hatalı yüzdesinden gelmişti (aslında onu göndermeyebilirlerdi tabii). Gönderileri hızlıdır. Ups kullanıyorlar. Benim gibi Ankara’da yaşıyorsanız hele, daha çabuk gelir, merkezleri bura olduğundan. Bir keresinde bir siparişim 22 saatte gelmişti. :D Rekor. :D

Puan sistemleri vardır, her ürünün fiyatının 2 katı kadar puan kazanırsınız. Puanın yüzdesi kadar tl’ye tekabül eder bu da. 360 puanınız varsa mesela, 3,6 tl olur yani. Bu puanlarla oldukça pahalı kitapları alabilmiştim. :D
Eksileri de var tabii ki ama olmaz mı? Pek indirim filan yapmazlar kendi yayınları haricinde, kampanya vesaire. Kendi yayınlarında da yapmazlar aslında fazlaca. xD :D Dinamik veya rekabetçi değiller. Yeni yayınları siteye ekleme ve yeni baskıları güncelleme hızları da düşüktür. Sitede yorum için sadece Facebook kullandıklarından bir kitap için yorum görmeniz neredeyse imkânsızdır. Haricinde iyi sitedir, bazen diğer sitelerle uğraşacağıma buraya tamamen döneyim diyorum ama… :D :D

Okuoku: Okuoku’yu pek fazla bilmiyorum ya açıkçası. Sadece bir kez Ay Günlükleri’nde indirim varken eksiklerimi tamamlayayım hem de deneyeyim diye sipariş vermiştim. Hiçbir sıkıntım olmadı siteyle. Kargoyu bedava getirmek için kitap eklenmesi olayı hoşuma gitmemişti. Gerçi sınırları da var galiba, ama yüksekti sanırım, emin olamadım. (Edit: Baktım da öyleymiş, ama siteye güncelleme yaptılar mı şimdi de onu bilemedim, çünkü sipariş bilgileri kısmı sıfırlanmış. :D) Çünkü listeden seçiyorduk, kargo ödeyen tarzında, bana hitap etmeyen şeylerle doluydu, ki kargoyu ödesem daha ucuza gelirdi. :D Biraz sınırı düşük tutup şu kargo ödeyen kitap muhabbetini kaldırsalar güzel olur bence.

Memnun kalmama rağmen bu site beni sarmadı ama. Çünkü genel kitlesi biraz ergen. :D Evet bu nasıl oluyor diye sorarsanız, sitenin yorumcu kitlesi, kampanyaların sıkça yapıldığı yayınevlerinden, kitaplardan, tarzından olduğunu söyleyebilirim. Bu sitede dolaşırken bir şey keşfedecekmişim gibi hissetmediğimden sonrasında burayı tercih etmedim. Bir arkadaşım burayı sıkça kullanıyor ve memnun. Sanırım bir de kapıda ödeme vardı, o birçok insan için iyi bir uygulama. Arayanı çok. :D O yüzden çaresiz kaldığımda burası bir seçenek.

İlknokta: Evet geldik İlknokta’ya. İlknokta hakkında neredeyse hiç iyi yorum veya duyum almamıştım. İthaki Yayınları’nın ana grubunun kendi sitesi olduğu için 2014’te 1 kez ve 2015’te 1 kez olmak üzere 2 kere sadece İthaki kitabı almıştım. Çünkü genelden duyduğum kadarıyla diğer kitapların durumlarıyla alakalı sıkıntılar oluyormuş veya tedarik sıkıntıları. Veya daha başka başka, bir ara ekşide gezinmiştim de bu konuda, neler neler var. :D O yüzden ben de İthaki haricinde bir şey almamıştım, sanırım bundan sonra da bu değişmez, riske gerek yok. :D Çünkü kişisel deneyimlerimde de, yani bu iki siparişten hatırladığım kadarıyla, İthaki kitapları olmalarına rağmen ufak tefek sorunları vardı, paketlemeleri iyi değildi. Son zamanlarda alışveriş yapanlar, değişim var mı iyiye doğru İlknokta’da? İlknokta’da da Arkadaş gibi puan sistemi var, ama Arkadaş’ın aksine kullanmayınca tarihi geçiyor anladığım kadarıyla. Çok kullanmadığım için siteyi puan sistemlerini pek bilmiyorum.

Metiskitap.com: Metis Yayıncılık’ın kendi sitesi. Çok sık Metis’ten bir şey almam. Hakikaten ilgimi çeken yayınları oluyor ama denk gelmiyor. :D Sitelerindeki set satışlarda Yüzüklerin Efendisi ve Yerdeniz kitaplarını da toplu satıyorlardı. İki seriyi de zaten okumak istiyordum, o yüzden önce Yüzüklerin Efendisi alayım dedim (nazaran Yerdeniz’lerden daha pahalılar, ayrıca Yerdeniz’ler okul kütüphanemde var, oradan okumayı düşünüyorum bayağıdır hem). Memnun da kalsaydım Yerdeniz’leri de alacaktım. Eyvallah hediye kitap filan gönderdiler ama sistemleri bir şeyleri yok. Aldığım zamanlar kargo takip numarası veya herhangi bir şey bile vermediler. Kitaplar 3’ü jelatine sarılmış geldi ama üst kısımları hep vuruktu, denk gelen sayfalar hep zedelenmişti, her bir sayfayı düzeltebildiğim kadar düzelttim, ama hakikaten sinir oldum, çünkü üstüne sardıkları jelatinde vuruk izi de yoktu, böyle gönderdiklerini düşünüyorum. Buradan da ilk alışverişimdi, iyi bir izlenim almadığımdan ve özensiz olduklarını düşündüm ve bir daha alışveriş yapmadım. Siteleri de fazla minimalist. Zaten kendilerine düşkün değilim. Bu mevzuya 9 ay kadar oldu.

İdefix: Geldik en sık kullandığım siteye. 2015 sonlarından beri aktif kullandığım söylenebilir. 20 kez sipariş vermişim. İdefix ile D&R aynı şirkete aitler biliyorsunuz, site yapıları da aynı tarzda, kullanışlı ve sade. İde’de de öyle manyak sağlam bir paketleme yok. Koydukları balonlar patlıyor. :D Biraz Allah’a emanet geliyor. Bir puan sistemleri olsaydı güzel olurdu, şimdiye bayağı birikmiş olurdu. :D Sürekli indirim, kampanya filan, oldukça canlıdır. Yorum yazıldığında o yorumlar belli bir yaş kitlesinden gelir… Birçok siteye göre yeni yayınlar çabuk ekleniyor sayılır. Tek sıkıntıları parçalı sevkiyatlarının bazen çok can sıkıcı oluyor olması. Bunu bazen abartıyorlar sanki. Stokta görünen ürünleri bile parçalı yapıyorlar, “Stoğun neresinde yahu?” diye düşünüyor insan. Bazen de oldukça yıpranmış kitaplar gönderiyorlar, “Ekstra indirimden aldık diye bilerek mi yapıyorsunuz hocam?” diye sorası geliyor insanın. Bazen hakikaten beni gördüğümde sinirimi tepeme çıkaran kitaplar göndermiş olsalar da hala indirimlerden dolayı pek vazgeçemedim kendilerinden. :D

Babil: Konunun assolisti Babil! Beni bu yazıyı itekleyen Babil! Aslında Babil’le alakalı çok iç açıcı duymamıştım. Bir ara vlogger’ları takip ederdim, Babil’i onların alışverişlerinde görürdüm, vlogger’ların sıkıntıları olmuyordu tabii. :D Ama yorumlar… Babil’inden memnun kalan yok gibiydi. Hatta bazıları direkt ilgili vlogger’a siz bunları paylaşıyorsunuz diye özeniyorlar tarzı yorumlar atıyordu. Ben de o yüzden bulaşmamıştım, pek de gerek duymamıştım. Sonra İde’de birkaç sipariş önce sıkıntı yaşadım, kâğıtları katlanmış kitap göndermişlerdi çünkü. (Bu arada bu siparişten sonra İde’den yine sipariş verdim ama sıkıntıları yoktur onların.) O yüzden yeni bir yer keşfedeyim dedim. Bir arkadaşım da Babil’den memnun olduğunu söyledi, benim de almak istediğim birkaç kitap genelden azıcık fazla indirimdeydi, deneyeyim dedim. Ama dediğim gibi nemde kalmış gibi, kapağı yırtık, sırtları zedelenmiş 3 adet kitap elime geçti.

Euuvv, işte bu kadar. Sanırım atladığım site yok. Sizlerin bu sitelerle olan durumlarınız nedir? Veya kullandığınız başka siteleri önerir misiniz? Mesela hep Kitapyurdu’nu da denemek istemişimdir, ama benim aldığım tarzda şeyler, orada biraz daha pahalı oluyor, yeni manga filan eklemeleri de oldukça yavaş gibi. Kitapyurdu’nun da sitesini sevmiyorum. O yüzden denemedim. Bir de BKM mi vardı? Veya bambaşka kullandığınız az bilinen (ama güvenilir de) bir site önerir misiniz?
Bu arada yurt dışından birkaç siteden bir şeyler aldım yazdan beri. Elime gelecek bir kargom daha var, ondan sonra bu konuda da bir yazı yazmayı düşünüyorum. İnşallah yani. O zamana kadar kendinize iyi bakın! Serkeş bir şarkıyla da kapatalım!

Parça: Pay Money to My Pain - Pictures

28 Eylül 2016 Çarşamba

2016 Anime-Yaz Sezonundan Bir Seri; ORANGE

Merhabalar! Bu gün hiç yazmadığım tarzda bir yazıyla karşınızdayım. Ben bir anime izleyicisiyim (Yani manga okuyorsan anime de izliyorsundur?). Sizlere 2016 Yaz sezonunda izlediğim serilerden seçtiğim bir ikisini yorumlayacağım. 10 civarında seri izledim. Şaşırmayın normalde bu kadar izleyip ipin ucunu kaçırmam. ^^' Bu günün assolisti ise Orange.

NOT: Türleri eklerken manga versiyonunun türlerini aldım, animelerde fazla tür yazılmıyor nedense. :D :D

Anime Serisinin Tanıtım Görseli
TÜR: Shoujo/Seinen (geçtiği dergi seinen dergisiydi), Trajedi, Romantizm, Bilim-kurgu, Hayattan Kesitler, Okul Hayatı

BÖLÜM SAYISI: 13

KONU/TANITIMBir gün Takamiya Naho on yıl sonra gelecekten gelen, kendisi tarafından yazılmış bir mektup alır. Mektup o gün tam olarak yaşanacak olayları anlatmaktadır. Bu olaylardan biri de Naho’nun sınıfına Naresu Kakeru adında yeni bir öğrencinin transfer olacağıdır. On yıl sonraki Naho mektupta bir çok pişmanlığının olduğunu defalarca belirtir ve geçmişteki Naho’nun doğru kararlar vererek bu pişmanlıkları düzeltmesini ister, özellikle Kakaru ile ilgili olanları. Bundan daha şaşırtıcı olan ise on yıl sonra Kakeru’nun artık onlarlabirlikte olmayacağıdır. Gelecekteki Naho ondan Kakeru’ya gözkulak olmasını ister.

Sezonun en çok beklenen animelerinden biriydi kuşkusuz. İki sezon önceden duyurmalarına rağmen benim için beklemek zor oldu. Gel gör ki anime beklentimi karşılayamadı. Animemiz 2012-2015 yılları arasında yayımlanmış aynı adlı manga serisinden uyarlama. Toplamde 5 cilt, 22 bölümden oluşuyor. Konusu ilginizi çeksiyse mangasına bakmanızı öneririm. Manga Kuzey Amerika'da lisanslandı ve Complete Collection edisyonuyla 2 cilt halinde satışta. (Hatta Arkabahçe'nin sitesinde de satıştaydı ilk cilt) Ya da online olarak da bulabilirsiniz. Neyse. Açıkçası mangası harikuladeydi. Mangakası(manga yazar-çizeri) TAKANO İchigo'yu da severim zaten.

Mangadan Kesit-1
 Orange'ın mangasında biraz talihsizlikler de yaşanmıştı. Yayımlandığı dergiyle sorunlar yaşanmıştı ve mangaya bir süre ara verildi, sonra da bir seinen dergisinde tamamlandı yanlış bilmiyorsam. Öhm, manga konuşmasına döndü. :D

Konusu gerçekten özgün türünde. Ama animeye başarılı aktarılamamış pek. Manganın verdiği duyguları hissettirmiyor. Seiyuular(ses sanatçıları) çok abartılı konuşmalar yapıyorlar. Çoğunlukla gözlerimi devirdim dinlerken. Çizimleri güzeldi aslında ama birkaç bölümden sonra kafayı yedi maalesef onlar da... ^^' Müzikleri iyiydi bakın ama. Özellikle ending, koyarım sona. ^^

Mangadan Kesit-2
Benim için totale vurduğumda hayal kırıklığı oldu. Konuyla ve karakterlerle yeni tanışacaksanız, karakterler sinir bozucu gelebilir. Ama alışıyorsunuz. Naho'nun saflığına, Suwa'nın fedakarlığına, Kakeru'nun pişmanlıklar-tripler silsilesine... Mangada karakterler sinirimi bozmamıştı ama animede bozdular, heralde iyi aktarılamamasından. Tekrar diyorum konu ilginizi çektiyse mangasını (da) okuyun. Anime, olmamış pek. Yine de çoğu seriyi katlayabilir tabi. :D Manga 9-9,5 puan ediyorsa... Anime de 7-8 arasındadır. Aslında biraz daha düşük de verebilirim ama bu Orange... yani olmaz. :D :D

SONUÇ: Manga tavsiye olunur, ama anime o kadar değil. :D Gerçi mangadan animeye geçen biri olarak hayal kırıklığına uğradım, direkt animeyi izlerseniz severbilirsiniz. Gerçi öyle dediğime bakmayın 7-8 puan az değil sonuçta... Neyse siz bilirsiniz. :D Bu arada trajedi olduğunu unutmayın, ağlamak istemiyorsanız bulaşmayın, anime hiç etki göstermedi bu konuda (güncel izlemenin de etkisi vardır) ama mangada gözlerim dolmuştu. Umarım seversiniz ya da sevmişsinizdir seriyi, gerçekten türünün hoş örneklerinden.



17 Eylül 2016 Cumartesi

Kitap Yorumu: Korkunun Bütün Sesleri - Kolektif

KÜNYE:
Orijinal Adı: --
Yazarı: Kolektif
Türkiye Yayıncısı: Metis Yayınları
Sayfa Sayısı: 130 sayfa
Cilt: Ciltsiz
Goodreads Puanı: 3.95 (66 oy sonucunda)
FantasticShinkiro'nun Puanı: 4

Arka Kapak Yazısı

 Korkunun Bütün Sesleri, bilimkurgu edebiyatının öndegelen isimlerinden saçtiğimiz öyküleri bir araya getiriyor; Asimov ve Heinlein gibi klasiklerle Bradbury, Ballard, Vonnegut ve Ellison gibi yenilikçilerin en güzel öykülerini.

Bilimkurgu uzun süre edebiyat sayılmamış, "edebiyataltı" bir tür olarak görülmüştür. Ancak bu öykülerle görüyoruk ki; bu yüzyılın teknolojik gelişmelerinden esinlenen bulumkurgu, yine aynı yüzyılın sınırlılığını aşma yolunda sürekli bir çabayı simgeliyor; bilginin niteliğini, bilim ve doğa, siyaset ve bilgi ilişsini ve bilginin denetimi sorguluyor. Edebiyat da böyle bir çaba değil midir? Yaşadığımız zaman ve mekânın sınırlarının ötesine gitme arzusu, sınırların ötesini bilme isteği değil midir?


Herkese yeniden merhaba! Bu gün bir kitap yorumu var, bayadır bakamadım buraya, bayramdır seyrandır. Artık okullar da açılıyor, iyice moralim bozuk, goodreads'te yorumluyorum ufak tefek okuduklarımı. Biraz okula adapte olup işleri yoluna koyarsam kopya yapmam buraya. >.< :D

Konumuz bir Metis derlemesi olan Korkunun Bütün Sesleri;

Gerçekten başarılı bir derlemeydi. Aşırı derecede bilim-kurgu merağım olmasa da sevdiğim bir türdür. Ama bu kitap günümüz bilim-kurgusundan çok farklı ve çarpıcıydı. Öyküler özenle seçilmiş. Kitapta şu sıralamayla yerleştirilmişler;

1.) Korkunun Bütün Sesleri - Harlan Ellison: Bu öykü kitaba bağlanmamı sağladı ve beklentimi arttırdı. Sanırım en sevdiğim öykü de bu. Ellison'ın dili ve anlatımı çok akıcı, merak uyandırıcı. Dementia alt türünden bir şeyler okuyormuşum gibi hissettim... Psikolojik yönü diğer çoğu öyküden çok daha iyi işlenmişti. Etkileyiciydi. Özellikle bu hikayenin adına bayılıyorum.

2.) Gülümseme - Ray Bradbury: En kısa öyküydü derlemedeki. 7 sayfa kadardı yanlış değilsem. Fahrenheit 451'den ögeler vardı, kitap yakılması vesaire. Aşırı bayılmasam da, ki bağlanacak kadar bile uzun değildi, Bradbury'nin anlatımdaki samimiyeti hikayeyi okutuyor insana.

3.) Bilinç Eşiğini Atlayan Adam - J. G. Ballard: Ballard'ın birkaç kitabı var kitaplığımda ama daha okuma fırsatım olmamıştı, bu öyküden sonra öne çekmeye karar verdim. Kesinlikle harikaydı. Çok özgün bir anlatı ve işleyişi vardı. Bilim-kurgudan ziyade bana distopya okuyormuşum hissiyatı verdi, baya ürkütücü- kapitalist bir dünya tasfiri vardı.

4.) Güç Duygusu - Isaac Asimov: Benim için en özgün hikaye olduğunu söyleyebilirim. İnsanların 'kafadan' hesap yapmayı bıraktığı, her şeyi bilgisayarların yaptığı, enteresan bir düzen. Biri çıkıyor ve hesap makinesi olmadan 'hesap' yapabildiğini söylüyor ve hikaye başlıyor. Bunun sonucunda 'insanlı' jetler üretmek ve insanlara 'hesaplamayı' öğretip bunu lehlerine çevirmeyi amaçlıyorlar. Tersine bir distopik-bilim-kurgu evreni... Orijinaldi. Çok sevdim bunu da. >.<

5.) Maske - Stanishlaw Lem: Derlemenin 3'te 1'ini oluşturan öykü. Bayram münasebiyle okurken fazlaca bölündü maalesef, yine de bir şekilde yakalamayı başardım. Olaydan çok duygu-düşünce bazlı bir hikayeydi, yer yer baya sıkıldım ve koptum ama bir noktasından sonra konuya da tam girince akıyor.

6.) Harrison Bergeron - Kurt Vonnegut Jr.: Bu da ayrı bir bilim-kurgu distopyaydı, kesinlikle konusunu çok sevdim, herkesi eşitleyen bir Sakatlama Dairesi'nin olduğu, zekilerin düşünmesinin, güzellerin güzelliklerinin sergilenmesinin engellendiği bir dünya, ama bilmiyorum, anlatım güzel olsa da, kurgu bir şekilde istediğim gibi gitmedi dersiniz, etkilemedi dersiniz, bir şeyler eksikti...

7.) Dünyanın Yeşil Tepeleri - Robert A. Heinlein: Okurken en çok sıkıldığım hikaye. Bir anlamı yoktu, neden seçildiğini de pek anlamadım. Bu hikayeyi beğenmedim ve bir şeyler bulamadım gerçekten. Sadece bir şekilde gurbet acısı(?) vardı. Sürekli bir şarkı sözü filan, adam uzayda akordeon çaldı, sonra memleketine dönmek istedi ölmeden...vesaire. Belki bir süre sonra bir daha okurum. O zaman bir şey bulabilirim, bir ihtimal.

Genel olarak sevdim. Bazı hikayeler anlatım ve konularıyla çok vurucuydu. Bu adamlar türlere biçim vermiş insanlar ve kesinlikle neden olduğunu anlıyorsunuz okurken. Yazdıklarını sadece bilim-kurgu olarak bile sınıflandırmak hata. Birçok günümüz eleştirisine, distopyasına taş çıkarırlar. Kitabın içinde bir yerde dendiği gibi belki gerçek bilim-kurgucular çok hoşlanmayabilir ama benim ilgi alanıma girdi. Klasik bilim-kurgu tam benlik(miş). Ve yazarları okumaya devam edeceğim. Tavsiye ederim.


Şu aralar kafayı vakıf serisine taktım, okul kütüphanesinde 7 kitabın 5'i var. O olmayan iki kitabı e-kitap olarak (maalesef) okuyup kütüphaneden devam edeceğim. Kitapların baskısı yok çünkü. İthaki'ye birileri söylesin de yeniden bassınlar. :/ 

Umarım faydalı bir yazı olmuştur. ^.^ Anime dünyasında 2016 yaz sezonu bitmek üzereyken sezonda izlediklerimle alakalı da bir yazı gireceğim. İlgileyseniz takip kalınız.~ 
Geleneği bozmayayıp bir şarkıyla veda edelim o zaman.


28 Ağustos 2016 Pazar

Kitap Yorumu: Âmâk-ı Hayal - Filibeli Ahmed Hilmi

KÜNYE:
Orijinal Adı: Âmâk-ı Hayal
Yazarı: Filibeli Ahmed Hilmi
Yayıncısı: Birçok yayınevi bastı, elimdeki kopya 2015 baskılı Eşik Yayınları
Sayfa Sayısı: 192 sayfa
Cilt: Ciltsiz
Goodreads Puanı: 4.30 (587 oy sonucunda)
FantasticShinkiro'nun Puanı: 5

Arka Kapak Yazısı
  
"Ey avare yolcu! Yürü; durma, yürü. Bu geçici âlemin zevkleri seni Allah’a kavuşmaktan alıkoymasın. Bu eşsiz manzaraların, bu güzelliklerin hepsi rüya ve hayalden ibarettir. Ey zavallı ziyaretçi! Yürü; durma, yürü. Yürü ki, Allah’a kavuşmanın gönle ferahlık veren tazeliğinde yüceliklere eresin. Yürü; kendi aslına kavuş.” 
Aşk ile aklın, iyi ile kötünün, bilgelik ile cehaletin amansız kavgası… ve bu kavganın tam orta yerinde bir Âdemoğlu… 
Filibeli Ahmed Hilmi’nin ünlü eseri, usta işi bir aktarımla Eşik'te.... 

Herkeslere merhaba! Nasılsınız? Umarım iyisinizdir, ben fena değilim. Önceki gönderide dediğim gibi Âmâk-ı Hayal ile karşınızdayım.

Kendisini ocak ayındaki Ankara kitap fuarından almıştım, ara ara tasavvuf da okuyorum, feyizlenmek de gerek değil mi bi' yerde sonuçta? :)

Önce Âmâk-ı Hayal ne demek onunla başlayalım: En bilinen Türkçeleştirmesi (günümüz Türkçesini kastediyorum) Hayalin Derinlikleri anlamına geliyor. Kısa bir viki yapabilirsiniz.

Gerçekten çok severek okudum. Slumpta idim ama yine de beklediğimden erken bitti, zaten Türkçeleştirmesi de beklediğimden fazlaydı. Bir tasavvuf eserinin kurgulu olduğunu çok sık görmedim, o yüzden türünde de ayrı bir kitap. Çok farklı din ve felsefeyi birleştirmişti. Buda'sından tutun Konfüçyüs'e kadar birçok kısımda göndermeler vardı...

Son olarak size bir ney müziği bırakıyorum. Hamza Castro ile abimin İspanya seyahatinden getirdiği bir albümüyle tanışmıştım, bu parça da o albümden. Kendisi müslüman olmuş ve Hamza ismini almış bir ispanyol. Umarım severek dinlersiniz, albümdeki en sevdiğim bir-iki parçadan biri. Keyifli dinlemeler.

 
Gerçekten son not: Yorum hiç içime sinmedi gerçekten ama elim başıma değip de staj işlerinden filan düzgün bir şey yazamadım... Yine de söz vermiş bulunduğum için önceki yazıda kısa bir şey yazmadan da olmazdı... Belki ilerde editlerim. :D
Sürç-i lisan ettiysem affola... Kendinize dikkat ediniz efendim.

16 Ağustos 2016 Salı

Kitap Alışverişi No.1

Merhabalar! Bir alışveriş yazısıyla karşınızdayım. Bir süredir alışveriş yapmadığım için resmen ne alacağımı şaşırdım ama indirimdi ve biraz farklı ilgi alanları gün yüzüne çıkınca sonuç bu oldu. Alışveriş İdefix'ten. Elime dün geçti kargo. Yarın son günü olan bir indirim sezonu vardı. Hatta hediye kuponu filan da veriyorlardı... Neyse konu o değil. :D Aldıklarıma geçelim.

Mezarlık Kitabı Çizgiroman Versiyonu: Kitabı gibi bunu da İthaki bastı. İlk okuduğum Gaiman kitabıydı üstelik Mezarlık Kitabı, orijinal ve naifti. Severim kendilerini, bayadır da bekliyordum. İthaki'de de yüzde 35 filan indirim vardı ekledim. Haftasonu okurum galiba.
Fahrenheit 451 Çizgiroman Versiyonu: Normalde bu tarz şeylerde önce orijinal halini okumak isterim ama nedense içimden kitabını almak gelmedi. Ben de aldım, bu da haftasonuna inşallah. :D
Titana Saldırı- Çöküşten Önce Cilt 1: Zaten topu topu 2-3 yayınevimiz var manga basan. :D Titana Saldırı'yı ve çoğu mangayı da Gerekli Şeyler basıyor, onlar basmadan evvel Titana Saldırı'yı okumuş, tüm animelerini elden geçirmiştim galiba. :D Ama spin-off serilerine hiç geçiş yapamamıştım, iyi ki bunları da bastılar. ^^ İlk basmaya başladıklarında da spin-off'ları sormuştum hemen hatırladım da. :D Çok yan serisi var TS'nin... Neyse benim sevdiğim bir shounen serisidir. Bunun yorumunu girmem tek tek, tüm TS hakkında bir yorum girersem, bundan da bahsederim.


OZ ve Oz Büyücüsü: Olasılıksız benim favori kitaplarımdan biri, okuyalı 6 sene kadar oldu heralde. :D Ama üstüne Empati'yi okumak istemedim bir türlü almak bile denk gelmedi... April'da da yüzde 40 indirim varken ikisinden birini sepete atacaktım bunda karar kıldım, bu vesileyle Oz Büyücüsü'nün orijinalini de öğrenme şansım oldu(olacak) :D


Satranç ve Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu: Geçenlerde Olağanüstü Bir Gece'yi okuyup beğenmiştim, ama bu kitapları ondan daha çok seviliyor, çok fark etmese de bu pahalı olmayan kitaplarda İş Bankasın'da da indirim vardı. Deneyeyim dedim. :D Aslında ben Zweig'in Marie Antoinnette biyografisini okumak istiyorum çok uzun zamandır ama kitap çok pahalı. :( Doğum günümde birine aldırtmaya bakacağım, yoksa okul dönemi içinde kütüphaneden okuyacağım.

Bir Köy Hekimi: Kafka okumaya geçen sene başladım, tabi ki Dönüşüm ile :D, o kütüphanedendi, ama elimde Dava ve Şato adlı kitapları var. Bunu ise anime filmiyle keşfettim. Film dediğime bakmayın 20 dakika kadardı. Çok farklı işlenmişti o yüzden kitabı da okumak istedim.


Korkunun Bütün Sesleri: Bilim-kurgu severim ama kitaplarda çok fazla tercih etmedim şimdiye kadar, ya da fantastikten filan sıra gelmedi. :D Bu da birçok yazarı birleştirdiği için listeme almıştım.
Mars Yıllıkları:  Alışverişin 2. Ray Bradbury'si. Kendisiyle Eve Dönüş adlı iillüstrasyonlu kitap ile tanışmıştım lisede, yıllar sonra devam. :D Beğeneceğimi düşünüyorum.

Hamlet, Soneler, Romeo ve Juliet: Artık Shakespeare'e de başlama vakti gelmişti. :D Sonelerini arada nette açık okurdum, arşive ekledim gibi oldu. :D Romeo ve Juliet zaten lise-romantizmlerinin vazgeçilmezi zaten. Hep bir Romeo'yu Juliet'i kimin oynayacağına dair kavgalı sahnelerle ünlü gerçi. :D



Tek tek yazmayım Savaş Sanatı haricinde Japon edebiyatı.Onu da neden ekledim bilmiyorum, o son adımda biraz bekleseydim, çıkarabilirdim belki... Neyse. :D  Kappa bir kısa öykü. Yazarı Dazai Osamu'yu etkilemiştir. Ve önemli bir yere sahip kendisi, çevrilen diğer kitaplarını da alacağım. Hagakure: Saklı Yapraklar hakkında pek bilgim yok, Japon edebiyatının çevrilen tüm eserleri baskıları ev verdikçe okumaya çalışacağım.
Yastıkname listemdeydi ama sonrasında biri tekrar önerdiği için listeme ekledim, umutluyum, benzeştiği söylenen Murasaki Shikibu'nun Günlüğü'nü beğenmiştim.




Bunlar da ya Japon edebiyatı ya da Japonlar ve Japonyayla alakalı kitaplar. İtiraflar'ın çevrildiğini görmek beni çok mutlu etti, zira mangasını okumuş ve 2010  yapımı filmini izlemiştim. Özellikle mangasını çok sevmiştim, konuyla ilk onunla tanıştığım için. Gönül ister önce kitabı okusaydım ama ülkemizde uzakdoğu edebiyatına önem az ve belli başlı kitaplar- yazarlar çevriliyor. Kenzaburo Oe hep okumak istedim, kendisini Nobel Ödüllü, o yüzden çevrilmiş çoğu kitabı, bu da onlardan biri, Kişisel Bir Sorun, seveni de var sevmeyeni de var, bakacağız.
Görünmez Oyuncu tiyatroyla alakalı, ince bir kitap (gerçi pahalı ona göre de) Japon yazaıyla dikkatimi çekmişti. Ama tiyatroyla da ilgilendiğim bir dönem vardı.
Japonya'da Türk İmgesinin Oluşumu konunun uzmanı bir öğretim görevlisi tarafından yazılmış bir kitap. Bilgi içerikli.


 Bunlar toplama kalanlar sanırım. :D Tarih okumayı severim ama daha Halil İnalcık okumamıştım. Bu kitap da, Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet, özellikle ilgimi çekmişti. Kendisine de Allah'tan dileyelim buradan sırası gelmişken.
Yazı Kitabı, içinde alfabeleri ve onlar hakkında bilgiler barındırıyor. İlk gördüğümden beri ilginç geliyordu, yeni de sanırım, iyi ki indirime de denk geldim de aldım, indirimli hali bile 24 liraydı.
Ve Kralların Merhameti... Türkçe çıkmadan önce de dikkatimi çekmişti, tabi bilmiyordum İthaki'nin basacağını. Baya mutlu olmuştum ama tabi yine pahalıydı denk getirip alamadım... Zaten Krallar'dan yana biraz artık... İsimsel olarak sıkıldık. :D :D Ama beklentim çok ve sevecekmişim gibi hissediyorum, umarım uzakdoğunun mistik yönünün tadını alabilirim. ^^


Bu sayıyı özellikle okumak istemiştim, Japon edebiyatı olduğu için, kendileri alışverişlerde o ayınkini gönderiyorlar zaten, aldım sayılmaz. :D

Sanırım bu kadar. :D Alışveriş İdefix'tendi dediğim gibi, her seferinde uzak tefek defolarla geliyor kitaplar, alıştım ama zaten önceki kadar rahatsız olmuyorum. Tabi olmasa iyi olur. :D Çoğuna yorum girmeyi düşünüyorum. Şu aralar Amak-ı Hayal'in yorumunu gireceğim, sonra da anime yorumu var aklımda ama bakalım tabi. :D Yakın zamanda da alışveriş yapmayacağım sanırım, aklımda bir amazon alışverişi var gerçi ama ne zaman olur bilemiyorum. Kendinize çok dikkat ediniz efendim.

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Şiir Seçmece: Söylesem Söyleyebilsem Ah Derdimi - Victor Hugo

Söylesem ah söyleyebilsem derdimi 
Mehtap bir gecede açabilsem sana kalbimi
Göreceksin seninle dolu

Desem, diyebilsem ki seviyorum seni
Çılgınca aşığım sana
Ama demem, diyemem
Çünkü aramızda dağlar, denizler
Ve benim o kahrolası gururum var

Bu böyle sürüp gidecek
Sen, seni sevdiğimi bilmeyecek, öğrenmeyeceksin
Ben her gece yıldızlara seni sevdiğimi söyleyeceğim
Sana asla…
Çünkü aramızda dağlar denizler
Ve benim o kahrolası gururum var – 


Evet, bir şiir paylaşımı. Şu an izlediğim bir anime serisini- onu da yorumlasam mı ki diye düşünüyorum hala- resmen özetliyor ve o kadar iyi anlatan bir şiir ki platonik aşkı... Onun verdiği ilhamla böyle bir kısım yapmaya karar verdim. Bu da ilk şiiri oldu, bakalım, inşallah devamlı olur. >.<  Zaten Japon Yüz Şiir Antolojisi'ni yapmayı düşünüyordum, artık daha genel olmuş oldu. Neyse şiirin tadını çıkarınız efenim.

7 Ağustos 2016 Pazar

Kitap Yorumu: Olağanüstü Bir Gece - Stefan Zweig

KÜNYE:
Orijinal Adı: Phantastische Nacht
Yazarı: Stefan Zweig
Türkiye Yayıncısı: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 80 sayfa
Cilt: Ciltsiz
Goodreads Puanı: 4.17 (801 oy sonucunda)
FantasticShinkiro'nun Puanı: 4

Arka Kapak Yazısı

 Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. Sıradan bir Pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak “suç” işler. Böylece yeniden “hissetmeye” başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece aleminin son atıklarının arasına, “hayatın en dibindeki lağımlara” sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır.

Yeniden merhabalar! Önceki gönderinin üstünden bu kadarcık geçmişken yine buradayım! Çok mutluluk verici kesinlikle! Bugünkü konumuza geleyim hemmen.



Evet, bugün düşüncelerimi paylaşacağım güzellik bu. Tabi yine ufacık bir konu özeti vereyim arka kapak yazısını vermiş olsam da.


Konu tek bir karakter üzerinden dönüyor. Kendisi bir burjuva. (Zengin-statü sahibi kesimi tanımlayan bir kelime) Bu adam, parasının da gücüyle ve kendi karakteri olduğu üzere ne hayatta zorluk çekmiş ne de bir şey için çaba harcamış. Ailesinin ölümünden sonra tabir-i caizse hiçbir şey yapmadan, sadece soluk alıp vermiş. Kendini burjuva sınıfının gerekliliği, sahteliği yansıtırken bulmuş bir zaman sonra. Tabi bunun sonucunda da artık duygusuz, hiçbir şey hissedemeyen bir insan haline gelmiş. Bu kitapta bir gününün sonucunda bu durumun farkındalığından ve biraz bu durumundan kurtulup yaşama dönmesini anlatıyor. Suç işlemenin verdiği haz, ona yaşadığını hatırlatıyor.

6 ay önce girişimim olmuştu okumak için ama ruh halimin uymadığını düşünerek 1-2 sayfada bırakmıştım. Ama bu sefer baya sardı ve sonucunda da sevdiğim kitaplardan biri oldu. İlk kez Zweig okudum ama devam edeceğim. (Zaten Marie Antoinette biyografisini çok uzun zamandır okumak istiyorum, ama pahalı bir kitap, bekliyor bir süredir listede işte.)

Dediğim gibi, kitabı sevdim. Edebi yanı çok sağlamdı, çok hoş cümleler vardı. Zaten konu güzel, ruh tahlillerini severim. İnsanın kendinden bir şeyler bulmalarına, içlerine bakmalarına vesile oluyorlar. Güzel de işlemiş hani. Ama bu kitapta bir samimiyetsizlik var. Nedenini tam bilemiyorum ama belki de edebi yanının güçlü olmasının getirdiği süslü anlatımdan dolayıdır. Yazarın bunları hissettiğini anlıyorsunuz- çünkü bu kadar derin şeyler zor yazılır hissetmeden- ne var ki kendinizi bütünleştiremiyorsunuz karakterle. Sanırım dili güzel olmasıydı bu puanı vermeyebilirdim.

Karakterin tek gününü anlatıyor, aydınlanma yaşadığı günü. O yüzden bir kurgu, veya süslü olaylar beklemeyin, sadece ruh tahlili için ortam ve olaylar hazırlanmıştı, zaten çok da ince bir kitap. Ama değiyor okuduğunuza.

Kitabın teknik yönleriyle de sıkıntım yok. Çevirisini beğendim, akıcıydı. Kapak ise bir numara. ^^ Ben Van Gogh çok severim. Yıldızlı Gece Tablosu da favorilerimdendir. Gördüğünüz gibi ayracı da var, ki ayraç kullanmaktan hoşlanmam pek. >.<

Tavsiye edebileceğim bir kitap, ruh tahlillerini sevenler için bire bir. Ama bu tarz şeyleri sevenlere direkt Japon Edebiyatını tavsiye ederim. :D Onlar gerçekten ayrı bir seviyedeler bence karamsar ruh hali çözümlemesinde. Özellikle Osamu Dazai. Bu beyefendinin İnsanlığımı Yitirirken'i çok güzeldir. (Hala baskısı mevcut) Ülkemiz uzakdoğu çevirilerinde gerçekten çok geride. Basılmış olanların bile baskısı bulunmuyor. Azıcık batının dandik kitaplarından yer ayırabilseler keşke.

Bu seferlik de bu kadar olsun. Yine size güzel bir parça bırakıyorum. Kendinize iyi bakın!